Otele yerleşmek ve izin istemek
Kibarca bir şey rica edebilir, izin isteyebilir ve otele giriş yapabilirim.
Belirtilen çekirdek süre. İki çekirdek bloğunda süre belirtilmemiştir, bu yüzden gerçek ders toplamdan uzundur.
Dilbilgisi
5 dkcould — kibar rica. Biçimi geçmiş zaman, anlamı şimdiki zaman.
| Could you help me, please? | Bana yardım edebilir misiniz? |
| Could I have the key, please? | Anahtarı alabilir miyim? |
| Could you repeat that, please? | Tekrar eder misiniz, lütfen? |
could, can'in geçmiş zaman biçimidir, ama ricada zamandan söz edilmez: geçmiş biçim burada geçmişi değil, kibar bir mesafeyi gösterir. Türkçede de benzeri vardır: “Bir şey sorabilir miydim?” — biçim geçmiş, ama soru şimdi soruluyor.
Bu, A1'in ilk dersinde başlayan merdivenin üçüncü ve son basamağıdır:
| nerede | ne zaman uygun | |
|---|---|---|
| Sorry? / A coffee, please. | A1 #1, A1 #16 | her zaman, en kısa biçim |
| Can you…? / Can I…? | A1 #20 | olağan kibarlık |
| Could you…? / Could I…? | burada | yabancılarla, otelde, resmî ortamda |
May I…? — izin, daha da resmî: May I come in?, May I use your phone? Neredeyse yalnızca I ve we ile kullanılır.
I'd like… — kibar “… istiyorum”, A1'de A coffee, please'in yerini tutan biçim: I'd like a coffee, please, I'd like to book a room. I'd = I would; would like'tan sonra bir isim ya da to + fiil gelir. I like — “severim, hoşuma gider” ile karıştırmayın.
Would you mind + -ing biçimi — en kibar rica, ve mantığı terstir:
| Would you mind opening the window? | Pencereyi açmanızın bir sakıncası var mı? |
| — Not at all. | — Hiç yok. (= açarım) |
Kelimesi kelimesine “sakıncası olur muydu?”, bu yüzden kabul olumsuzlukla söylenir.
Türkçe konuşanların hataları
diliniz için yazıldıto ile could
✗ Could you to help me?
✓ Could you help me?
A1 #20'deki I can to swim hatasının aynısı: Türkçede “-ebil-” fiile yapışan bir ektir, İngilizcede ise bütün yardımcı fiillerden — can, must, should, could, may — sonra fiil yalın gelir.
“Alabilir miyim?” çevirisi
✗ Could I take the key?
✓ Could I have the key, please?
A1 #20'deki gibi: ricada Türkçe “almak” İngilizcede take değil, have olur.
I'd like yerine I want
✗ I want a room on a high floor
✓ I'd like a room on a high floor, please
Türkçede “Bir oda istiyorum” olağan bir cümledir; İngilizcede I want otelde ya da kafede bir talep gibi duyulur ve kaba kaçabilir.
Would you mind sorusuna cevap
✗ Kabul anlamında Yes → bu “evet, sakıncası var” demektir. ✓ Not at all / Of course not / Sure. Soru “Açar mısınız?” gibi algılanınca “Evet” denir; oysa soru “sakıncası var mı?” — Türkçede de cevap “Yok”tur.
Telaffuz
3 dkRica ile emir yalnızca tonlamayla ayrılır, kelimeler aynı olabilir:
| Could you help me? ↘↗ | rica — önce alçalan, sonra yükselen ton |
| Could you help me. ↘ | düz ve alçalan — emir gibi gelir |
could vurgusuzdur — /kəd/, should'daki gibi l harfi okunmaz. Vurgu asıl fiile düşer: Could you help me?
Metin
3 dkGood evening. I have a reservation. The name is Demir.
Could you spell that, please?
D-E-M-I-R.
Thank you. Could I see your passport?
Here you are. Could I have a room on a high floor?
Of course. Room 512. Would you mind waiting a few minutes?
Not at all.
Alıştırmalar
8–10 dk1. Boşluk doldurma.
- help me, please?
- have the key, please?
- opening the window?
- come in?
Cevapları göster
2. Hata bulma.
- Could you to help me?
- Would you mind to open the window?
- — Would you mind waiting? — Yes. (kabul anlamında)
Cevapları göster
3. Eşleştirme.
- Sorry?
- Can you repeat that?
- Could you repeat that, please?
Cevapları göster
4. Dönüştürme.
Ricayı daha kibar yapın: Help me. → Can… → Could…
Cevapları göster
Özet
Bu derste işlenenler
- ricada could
- izinde may
- I'd like
- Would you mind + -ing
- kibarlığın üç basamağı
Sırada 18. ders: 13–17. derslerin tekrarı.
Temel dersin sonu
Alıştırmalar tamamlandığında ders bitmiş sayılır. Bundan sonrası isteğe bağlıdır.
isteğe bağlı
Kart destesine kelimeler
13 kelime- reservation /ˌrezəˈveɪʃn/ rezervasyon
- book /bʊk/ rezervasyon yapmak
- key /kiː/ anahtar
- floor /flɔː/ kat
- lift /lɪft/ asansör
- single room /ˈsɪŋɡl ruːm/ tek kişilik oda
- double room /ˈdʌbl ruːm/ çift kişilik oda
- check in /tʃek ˈɪn/ (otele) giriş yapmak
- check out /tʃek ˈaʊt/ (otelden) çıkış yapmak
- towel /ˈtaʊəl/ havlu
- of course /əv ˈkɔːs/ tabii, elbette
- mind /maɪnd/ sakıncası olmak, itiraz etmek
- wait /weɪt/ beklemek
Yazma
Otele girişte geçen altı replikli bir diyalog, üç farklı kibar ricayla.
Örnek
— Good evening. I have a reservation. — Could I see your passport, please? — Here you are. Could I have a room on a high floor? — Of course. Would you mind waiting a few minutes? — Not at all. May I leave my bag here? — Of course.
Kontrol listesi
Bu dersi diğer bölümlerde çalışın
Bir özellik fikrin var mı?
⚑ isteğe bağlı