Telefon etmek, davet etmek, reddetmek
Telefon edebilir, birini davet edebilir, bir daveti kabul edebilir ya da kibarca reddedebilir ve mesaj bırakabilirim.
Belirtilen çekirdek süre. İki çekirdek bloğunda süre belirtilmemiştir, bu yüzden gerçek ders toplamdan uzundur.
Dilbilgisi
5 dkDavet etmenin üç yolu, en kibarından en rahatına:
| Would you like to come to dinner on Saturday? | … ister misiniz? |
| How about going to the cinema? | … ne dersin? (+ -ing) |
| Let's go to the cinema. | Hadi … gidelim. (A1 #16) |
Would you like to + fiil — kibar bir teklif; How about + -ing'li biçim.
Kabul etmek ve reddetmek:
| kabul etmek | reddetmek |
|---|---|
| Yes, I'd love to. | I'd love to, but I'm busy on Saturday. |
| That sounds great. | I'm afraid I can't — I'm working. |
| Thanks, that's very kind. | Maybe another time? |
İngilizcede ret neredeyse hiçbir zaman “hayır” kelimesiyle başlamaz. Önce teşekkür ya da üzüntü, sonra sebep, sonra başka bir seçenek önerisi gelir.
I'd rather — başka bir şeyi tercih edeceğinizi söylemek:
| I'd rather stay at home. | Evde kalmayı tercih ederim. |
| I'd rather not, thanks. | Teşekkürler, pek istemem. |
I'd rather'dan sonra fiil to'SUZ gelir.
Telefon konuşması:
| Hello, this is Mehmet. | Merhaba, ben Mehmet. |
| Can I speak to Anna, please? | Anna ile görüşebilir miyim? |
| Who's calling? | Kim arıyor? |
| She's not here. Can I take a message? | Bir mesajınız var mı? |
| Could you ask her to call me back? | Beni geri aramasını söyler misiniz? |
| Sorry, you've got the wrong number. | Yanlış numarayı aradınız. |
Türkçe konuşanların hataları
diliniz için yazıldı“Ben Mehmet” → I am
✗ I am Mehmet
✓ This is Mehmet
Türkçede telefonda “Merhaba, ben Mehmet” denir, ama İngilizcede kendini telefonda tanıtırken this is kullanılır.
Fazladan to
✗ How about to go? → ✓ How about going?; ✗ I'd rather to stay → ✓ I'd rather stay. “Gitmek”, “kalmak” akılda to go, to stay olarak durur ve to yeri olmayan yere de girer. about bir edattır, ardından -ing'li biçim gelir; I'd rather'dan sonra ise — can'den sonra olduğu gibi — yalın fiil.
Yalnızca “hayır”
Arkadaşlar arasında kısa bir “Gelemem, işim var” Türkçede yeterlidir; İngilizcede devamı olmayan ✗ No, I can't soğuk duyulur → ✓ I'd love to, but I'm busy on Saturday. Maybe another time?
Telaffuz
3 dkKibar ret, üzüntü bildiren tonlamaya dayanır — ortada yükseliş, sonda yumuşak bir düşüş:
I'd love to ↗, but I'm busy on Saturday ↘
love to üzerinde sert bir düşüş, üzüntüyü bir formaliteye çevirir.
I'd — /aɪd/, tek hece; would you akıcı konuşmada /ˈwʊdʒu/ olarak birleşir — ortada Türkçedeki “c” sesi duyulur.
Metin
3 dkHello, this is Mehmet. Can I speak to Anna, please?
I'm afraid she's not here. Can I take a message?
Yes, please. Could you ask her to call me back?
Of course.
Thank you. Oh, and one more thing: would you like to come to dinner on Saturday?
I'd love to, but I'm working that evening. Maybe another time?
Alıştırmalar
8–10 dk1. Boşluk doldurma.
- come to dinner on Saturday?
- going to the cinema?
- , but I'm busy
- stay at home, actually
Cevapları göster
2. Hata bulma.
- I am Mehmet. (telefonda)
- How about to go to the cinema?
- I'd rather to stay at home.
Cevapları göster
3. Eşleştirme.
- Can I speak to Anna?
- Who's calling?
- Would you like to come?
Cevapları göster
4. Kibarca reddedin.
Cumartesi için sinemaya davet edildiniz; üç bölümle cevap verin: üzüntü, sebep, başka bir seçenek. Örnek: I'd love to, but I'm working on Saturday. Maybe next week?
Özet
Bu derste işlenenler
- üç davet kalıbı
- kabul etmek ve reddetmek
- I'd rather
- altı telefon kalıbı
Sırada 33. ders: hatasız yazmak.
Temel dersin sonu
Alıştırmalar tamamlandığında ders bitmiş sayılır. Bundan sonrası isteğe bağlıdır.
isteğe bağlı
Kart destesine kelimeler
13 kelime- invite /ɪnˈvaɪt/ davet etmek
- invitation /ˌɪnvɪˈteɪʃn/ davet
- voicemail /ˈvɔɪsmeɪl/ sesli mesaj
- put through /pʊt ˈθruː/ (telefonla) bağlamak
- wrong number /rɒŋ ˈnʌmbə/ yanlış numara
- another /əˈnʌðə/ başka
- kind /kaɪnd/ nazik
- sounds great /saʊndz ˈɡreɪt/ harika olur
- I'd rather /aɪd ˈrɑːðə/ tercih ederim
- busy /ˈbɪzi/ meşgul
- dinner /ˈdɪnə/ akşam yemeği
- party /ˈpɑːti/ parti
- speak to /ˈspiːk tuː/ (biriyle) konuşmak, görüşmek
Yazma
Üç replikten oluşan bir diyalog: telefon ediyorsunuz, aradığınız kişi orada değil, mesaj bırakıyor ve davet ediyorsunuz.
Örnek
— Hello, this is Mehmet. Can I speak to Anna? — She's not here. Can I take a message? — Could you ask her to call me back? And would you like to come to dinner on Saturday?
Kontrol listesi
Bu dersi diğer bölümlerde çalışın
Bir özellik fikrin var mı?
⚑ isteğe bağlı