Dilbilgisi ~59 dk temel ders kaldı

Bir şeyin ne zaman ve ne sıklıkla olacağını söylemek

Bu dersten sonra yapabilecekleriniz

Zaman bildiren yan cümleli bir gelecek cümlesi kurabilir ve bir şeyin ne sıklıkla tekrarlandığını tam olarak söyleyebilirim.

Derse başla Çekirdek 59 dk · adım: 6 · isteğe bağlı: +2

Belirtilen çekirdek süre. İki çekirdek bloğunda süre belirtilmemiştir, bu yüzden gerçek ders toplamdan uzundur.

Dilbilgisi

18 dk

A2 #27'de koşul cümlelerinin kuralını öğrendiniz: gelecekten söz ederken if'ten sonra şimdiki zaman gelir — If it rains, I'll stay at home, ✗ If it will rain değil. Gelecek ana cümlede zaten söylenmiştir (I'll stay), if'li kısım ise yalnızca bunun hangi koşulda olacağını söyler.

Zaman bağlaçları da tam olarak böyle işler. when, as soon as, until, before, after, by the time'lı kısım bir şeyin hangi anda olacağını söyler ve içinde gelecek zaman yoktur: “eve varınca ararım”, “eve vardığımda ararım” — I'll call you when I get there. Türkçede de bu kısım çoğu zaman zamansız bir biçimle kurulur (“-ince”, “-dığımda”), ama “varacağım zaman” gibi gelecek ekli bir biçim de vardır ve İngilizceye kolayca will olarak geçer. İngilizceye bütün cümle için tek bir will yeter: ana cümle gelecekten söz edildiğini zaten bildirmiştir.

Yapı. Ana cümlede — will, going to, emir kipi ya da bir modal fiil. Bağlaçlı kısımda — Present Simple.

bağlaç anlamı örnek
when -ince, -dığında I'll call you when I get home.
as soon as -ır -maz We'll start as soon as everyone arrives.
once -ır -maz, -dıktan sonra Once you pay, you'll get an email with the tickets.
until / till -e kadar Wait here until I come back.
before -meden önce Switch off the lights before you leave.
after -dıktan sonra I'll ring you after the meeting finishes.
while -erken I'll make dinner while you're having a shower.
by the time -diğinde (çoktan), -e kadar (o ana dek) By the time you arrive, the food will be ready.

till, until'in konuşma dilindeki biçimidir, anlamı aynıdır. while'dan sonra genellikle Present Continuous gelir: while süren bir süreçten söz eder — bu da şimdiki zamandır.

Olumsuz ve soru cümleleri her zamanki kurallarla kurulur, zaman da aynıdır: ana cümlede gelecek, bağlaçtan sonra şimdiki zaman. I won't leave until you get back. What will you do when you finish university? Will you call me as soon as you hear something?

Kısımların sırası serbesttir. Bağlaçlı kısım önce gelirse ondan sonra virgül konur: When I get home, I'll call you. İkinci gelirse virgül yoktur: I'll call you when I get home. Bu, geçmişi anlatırken gördüğünüz kuralın aynısıdır (B1 #2).

“Bitirince” — Present Perfect. Bir işin, öbürü başlamadan önce tamamen bitmiş olacağı önemliyse bağlaçtan sonra Present Perfect gelir: I'll send you the report when I've finished it. — “bitirince (tamamını) gönderirim”. As soon as I've read the book, I'll give it back. En çok when, after, as soon as, once, until'den sonra böyle söylenir. Present Simple burada da doğrudur; Present Perfect işin bitmiş olacağını vurgular. Burada da gelecek zaman yoktur.

Ne zaman kullanılır. Üç tipik durum:

  • anlaşmak ve söz vermek: I'll text you as soon as I land. — “İner inmez yazarım”;
  • talimat vermek: Don't open the door until the light goes green. — “Yeşil yanana kadar açmayın”;
  • planı adım adım anlatmak: After we've had lunch, we'll go to the museum.

until ve “-e kadar”. “Ben dönene kadar bekle” — Wait until I come back. Burada iki dil örtüşür: until “-e kadar” demektir ve ondan sonra olumsuzluk gelmez. Olumsuzluk ana cümlede durursa “-meden … -mem” anlamı çıkar: I won't pay until I see the car. — “Arabayı görmeden ödemem”. Ama “-e kadar”ın until'de olmayan bir anlamı daha vardır — son tarih: “Cumaya kadar gönder”, “sen gelene kadar yemek hazır olur”. Burada İngilizcede by ve by the time gerekir: Send it by Friday. By the time you arrive, the food will be ready. until bir durumun o ana kadar sürdüğünü söyler: Wait until I come back.

if ve soruyla karşılaştırın. when'in iki komşusu vardır ve ikisiyle de karıştırılır:

I'll call you when I see her. Onu kesin göreceğim, soru yalnızca ne zaman.
I'll call you if I see her. Belki görürüm, belki görmem.
When will you be back? “Ne zaman?” sorusu — gelecek gerekir.
I don't know when he'll be back. Dolaylı soru (B1 #19) — gelecek gerekir.
I'll call you when he gets back. Zaman bağlacı — şimdiki zaman.

Sınaması kolaydır. “Ne zaman?” diye soruyorsanız ya da ne zaman olduğunu bilmediğinizi söylüyorsanız bu bir sorudur ve gelecekle ilgili her soruda olduğu gibi içinde will durur. when asıl eylemin olacağı anı adlandırıyorsa bu bir bağlaçtır ve ondan sonra şimdiki zaman gelir.

Ne sıklıkla: every. every + tekil isim düzenliliği adlandırır: every day, every Monday, every summer. Sayıyla birlikte bir aralık çıkar: every two weeks — “iki haftada bir”, every three hours — “üç saatte bir”. Burada isim çoğuldur, çünkü every “iki hafta” grubunun tamamına bağlıdır. Türkçede sayıdan sonra isim tekil kalır (“iki hafta”), İngilizcede ise weeks olur. every other day — “gün aşırı”: her ikinci gün. A1'deki once a week, twice a month ile birlikte sıklık söylemenin iki yolu vardır: once a week — bir dönemde kaç kez, every two weeks — iki seferin arasında ne kadar zaman var.

every time ve whenever — “her … -dığında”. Bunlar da zaman bağlacıdır ve kuralları aynıdır: gelecekten söz ederken ardından şimdiki zaman gelir. Every time I see him, he's on the phone. — her zaman olan bir şey hakkında. Whenever you're in Leeds, come and see us. — gelecek hakkında, ama ✗ you'll be değil, you're.

every ve each. İkisi de “her” demektir, ikisi de tekil isimden önce gelir ve ardından gelen fiil de tekildir: Every room has a TV. Each room has a TV. Türkçede ikisine de “her” karşılık gelir; fark, konuşanın gruba nasıl baktığındadır:

every — grubun tamamına birden, “istisnasız hepsi” Every student passed the exam.
each — her birine ayrı ayrı, teker teker The teacher spoke to each student.

Biçimce de ayrılırlar:

  • each iki şey için de kullanılır: She had a bag in each hand. every yalnızca üç ve daha fazlası için.
  • each tek başına ve of ile durabilir: each of us, each of the rooms, We each got a copy. every bunu yapamaz: ✗ every of us → ✓ each of us ya da every one of us.
  • almost, nearly, not ile yalnızca every olur: almost every day, Not every hotel has a lift.

İkisinin de mümkün olduğu yerde fark neredeyse duyulmaz: every time ve each time aynı şeyi söyler.

Başka örnekler:

I'll let you know as soon as I hear anything. Bir şey duyar duymaz haber veririm.
We won't start until everyone is here. Herkes gelene kadar başlamayacağız.
Before you go, could you close the window? Çıkmadan önce pencereyi kapatır mısın?
By the time you get there, the shop will be closed. Sen oraya vardığında dükkân kapanmış olacak.
I'll read the news while you're driving. Sen araba sürerken ben haberleri okurum.
The bus comes every twenty minutes. Otobüs yirmi dakikada bir geliyor.
Each of the rooms has its own bathroom. Odaların her birinin kendi banyosu var.
Each of you will get a copy when the meeting starts. Toplantı başlayınca her biriniz bir kopya alacak.

Böyle söylenmez. ✗ every days → ✓ every day; ✗ every two week → ✓ every two weeks. every'den sonra sayı yoksa isim her zaman tekildir, sayı varsa çoğuldur.

Kendinizi sınayın. “Varır varmaz beni ara” nasıl söylenir? I don't know when she'll arrive cümlesinde neden will var? each mi, every mi: She wore a ring on ___ hand?

cevapları göster
Call me as soon as you arrive ya da Call me as soon as you get there; when burada dolaylı sorudaki soru kelimesidir, zaman bağlacı değil; each — iki el var.
Reklam

Türkçe konuşanların hataları

diliniz için yazıldı
1

“-eceğim zaman” → when I will

✗ I'll call you when I will get home → ✓ I'll call you when I get home. Türkçede “eve geleceğim zaman ararım” denebildiği için gelecek eki will olarak bağlaca da geçer. Bu dersin en sık hatasıdır ve as soon as, until, before, after ile de aynıdır: ✗ as soon as I will know → ✓ as soon as I know.

2

“-e kadar” = until

✗ I'll finish the report until you get back → ✓ I'll finish the report by the time you get back; ✗ Send it until Friday → ✓ Send it by Friday. “Sen dönene kadar bitiririm” — “-e kadar” son tarihi de söyler, until ise yalnızca sürmeyi (B1 #2'deki gibi).

3

Tek “her” → hep every

✗ every of us → ✓ each of us; ✗ a ring on every hand → ✓ a ring on each hand. “Her birimiz”, “her elinde” — Türkçede tek kelime vardır. İki şeyden ve of'tan önce yalnızca each olur.

4

Sayıdan sonra tekil

✗ every two week

✗ every three hour

✓ every two weeks

every three hours. Türkçede “iki haftada bir” tekildir, İngilizcede sayıdan sonra isim çoğul olur.

Telaffuz

4 dk

Bağlaçlar vurgusuzdur, vurgu anlam taşıyan fiildedir:

I'll call you when I get home. /aɪl ˈkɔːl jə wen aɪ ɡet ˈhəʊm/ — when zayıf
as soon as I know /əz ˈsuːn əz aɪ ˈnəʊ/ — iki as de /əz/
until I come back /ənˈtɪl aɪ kʌm ˈbæk/ — /ənˈtɪlaɪ/ tek parça

until'de vurgu ikinci hecededir: /ənˈtɪl/, yazıya bakıp “until” diye okunmaz. Sondaki /l/ sonraki kelimenin ünlüsüyle kaynaşır: until I tek parça gibi duyulur.

İki kısımlı cümlenin tonlaması. Bağlaçlı kısım önce gelirse ses onun sonunda yükselir — “devamı var” —, ana cümlenin sonunda ise düşer: When I get home ↗, I'll call you ↘.

each ve every: each /iːtʃ/ — uzun /iː/, itch /ɪtʃ/ (“kaşınmak”) ile karıştırmayın. every /ˈevri/ — iki hecedir: ortadaki e okunmaz.

Reklam

Metin

5 dk

Hi Sam,

Here's the plan for Friday. I'll get to the venue at eight, and I'll text you as soon as I arrive. Please don't let anyone in until I've checked the room — the projector didn't work last time.

When the participants arrive, each of them will get a badge and a printed programme. Every badge has a name and a group number on it. There are forty people, so we'll need two tables: one for groups one to three and the other for groups four and five.

The first session starts at half past nine. Before it begins, could you check that every chair has a pen and a feedback form? While I'm giving the introduction, you can look after the late arrivals.

We'll have a short break every hour and a half. After lunch, the groups will swap rooms, so some people will stay where they are and others will move upstairs.

By the time we finish, everyone will be tired, so let's keep the closing short. I'll send you the photos once I get home.

One other thing: could you bring another extension lead? We never have enough. If you have any questions, call me — I'll be in the office until six on Thursday.

Thanks! Jo

Alıştırmalar

32 dk

1. Parantezi açın:

  1. I'll text you as soon as the train (leave)
  2. We (not / start) until everyone is here
  3. When you (see) Anna, say hello from me
  4. Don't forget to lock the door before you (go) out
  5. I (make) dinner while you're having a shower
  6. By the time we (get) there, the museum will be closed
  7. I don't know when the results (be) ready
  8. After I (finish) university, I'm going to look for a job abroad
Cevapları göster
leaves; won't start / will not start; see; go; 'll make / will make; get; will be / 'll be; finish / 've finished / have finished

2. every ya da each koyun.

  1. The buses run ten minutes
  2. She had a heavy bag in hand
  3. of the guests got a small present
  4. room in the hotel has a balcony
  5. The tickets cost twenty pounds
  6. I go to the gym other day
  7. Not hotel in the town has a car park
  8. time I see him, he's on the phone
Cevapları göster
every; each; Each; Every / Each; each; every; every; Every / Each

3. İki cümleyi tek cümlede birleştirin

  1. I'll get to the station. Then I'll call you. (as soon as)
  2. You'll come back. I'll wait here till then. (until)
  3. We'll have dinner. Then we'll watch the film. (after)
  4. You'll leave. Turn off the heating first. (before)
  5. The guests will arrive. The room will be ready by then. (by the time)
  6. You'll be in Bath next month. Come and see us. (when)
  7. I'll be at work. You can use my car. (while)
  8. I'll finish this email. Then I'll help you. (when)
Cevapları göster
I'll call you as soon as I get to the station / As soon as I get to the station, I'll call you; I'll wait here until you come back / Until you come back, I'll wait here; We'll watch the film after we've had dinner / After we've had dinner, we'll watch the film / We'll watch the film after we have dinner / After we have dinner, we'll watch the film; Turn off the heating before you leave / Before you leave, turn off the heating; The room will be ready by the time the guests arrive / By the time the guests arrive, the room will be ready; Come and see us when you're in Bath next month / When you're in Bath next month, come and see us; You can use my car while I'm at work / While I'm at work, you can use my car; I'll help you when I've finished this email / When I've finished this email, I'll help you / I'll help you when I finish this email / When I finish this email, I'll help you

4. Hata bulma.

  1. I'll phone you when I will arrive.
  2. I'll finish the report until you get back.
  3. Every of us got a certificate.
  4. She wore a ring on every hand.
  5. She visits her parents every weeks.
  6. As soon as I will hear anything, I'll let you know.
  7. We won't leave until the rain won't stop.
Cevapları göster
I'll phone you when I arrive; I'll finish the report by the time you get back / I'll finish the report before you get back; Each of us got a certificate / Every one of us got a certificate; She wore a ring on each hand; She visits her parents every week; As soon as I hear anything, I'll let you know; We won't leave until the rain stops

5. İngilizceye çevirin.

1) Sonuçları öğrenir öğrenmez seni ararım. 2) Yağmur dinene kadar ayrılmayacağız. 3) Raporu bitirince bana gönder. 4) Gün aşırı havuza gidiyorum. 5) Her birimiz bir anahtar aldı. 6) Ben dönene kadar başlamayın.

Cevapları göster
I'll call you as soon as I know the results / I'll call you as soon as I get the results / I'll ring you as soon as I know the results; We won't leave until the rain stops / We won't leave until it stops raining; When you've finished the report, send it to me / When you finish the report, send it to me / Send me the report when you've finished it; I go swimming every other day / I go to the pool every other day; Each of us got a key / We each got a key / Each of us received a key; Don't start until I come back / Don't start until I get back / Don't start until I'm back

6. Tam cümlelerle cevap verin

— kendinizden söz ederek. Aşağıdaki cevaplar örnektir. 1) What will you do as soon as you get home today? 2) What do you do every week, and what do you do every other week? 3) What are you going to do when you finish this course?

Cevapları göster
As soon as I get home, I'll have a shower and make dinner; I go to the gym every week, and I visit my grandmother every other week; When I finish this course, I'm going to read a novel in English
Reklam

Özet

Bu derste işlenenler

  • sekiz zaman bağlacından sonra gelecek için şimdiki zaman
  • bitmiş iş için onlardan sonra Present Perfect
  • olumsuzluksuz until ve son tarih için by
  • bağlaç olarak ve soru olarak when; sıklık için every ve every other day
  • every time ve whenever; every ile each farkı

Sırada 32. ders: bir kararı açıklamak.

Temel dersin sonu

Alıştırmalar tamamlandığında ders bitmiş sayılır. Bundan sonrası isteğe bağlıdır.

Ders 104

isteğe bağlı

Kart destesine kelimeler

14 kelime
  • once /wʌns/ -ır -maz, -dıktan sonra (bağlaç)
  • whenever /wenˈevə/ her ne zaman, -dıkça
  • every other day /ˌevri ˌʌðə ˈdeɪ/ gün aşırı
  • each /iːtʃ/ her biri (ayrı ayrı)
  • till /tɪl/ -e kadar (konuşma dili)
  • venue /ˈvenjuː/ etkinlik yeri, mekân
  • participant /pɑːˈtɪsɪpənt/ katılımcı
  • badge /bædʒ/ yaka kartı, rozet
  • programme /ˈprəʊɡræm/ program
  • session /ˈseʃn/ oturum
  • feedback form /ˈfiːdbæk fɔːm/ değerlendirme formu
  • projector /prəˈdʒektə/ projektör
  • swap /swɒp/ yer değiştirmek, takas etmek
  • extension lead /ɪkˈstenʃn liːd/ uzatma kablosu

Yazma

Beş altı cümle — siz yokken yarın olacaklar hakkında bir iş arkadaşınıza ya da komşunuza not: ne yapmalı, bir şey olunca ne yapmalı, hangi ana kadar beklemeli, her biri ne alacak. En az üç farklı zaman bağlacı ve bir every ya da each olsun.

Örnek

I'm leaving early tomorrow, so here's the plan. When the plumber arrives, please show him the kitchen. Don't pay him until he has finished. As soon as he leaves, could you text me? The cat needs food every morning and every evening. I'll be back by the time you get home from work.

Kontrol listesi

Taslak bu cihaza kaydedildi
Reklam

Bir özellik fikrin var mı?

Fikri gönder
Reklam
Reklam