“Eskiden” ile “alışkınım”ı karşılaştırmak
“Eskiden yapardım”, “alışkınım” ve “alışıyorum”u — İngilizcede neredeyse aynı görünen üç yapıyı — birbirinden ayırabilirim.
Belirtilen çekirdek süre. İki çekirdek bloğunda süre belirtilmemiştir, bu yüzden gerçek ders toplamdan uzundur.
Dilbilgisi
16 dkA2 #28'de used to'yu öğrendiniz — “eskiden öyleydi, artık değil”: I used to live in a village. Orada bir uyarı da vardı: buna benzeyen bir be used to yapısı var ve bambaşka bir şey demek. Şimdi ikisini de inceleyeceğiz, yanlarına da get used to'yu ve geçmiş için would'u ekleyeceğiz.
used kelimeli üç yapı:
| yapı | anlamı | ardından ne gelir | örnek |
|---|---|---|---|
| used to + fiil | eskiden öyleydi, artık değil | fiilin yalın hâli | I used to get up at ten. |
| be used to + -ing | alışkınım, zor gelmiyor | -ing, isim, zamir | I'm used to getting up early. |
| get used to + -ing | alışmak: zordu, alışılır hâle geliyor | -ing, isim, zamir | I'm getting used to the early mornings. |
used to — A2 #28'in tekrarı. Yalnızca geçmişten ve yalnızca sona ermiş şeyden söz eder: I used to smoke. — “Eskiden sigara içerdim”. Soru ve olumsuz cümle did ile kurulur ve o zaman -d düşer: Did you use to play football? I didn't use to like coffee. there ile “eskiden burada … vardı” olur: There used to be a cinema here. Şimdi için used to olmaz: bugün genellikle yaptığınız şey usually ile söylenir — I usually get up at seven.
be used to — “buna alışkınım”. Bu bir durumdur: zaten alışmışsınızdır ve bu size ne zor ne de tuhaf gelir. be kişiye ve zamana göre değişir, used to olduğu gibi kalır:
| I'm used to the noise. | Gürültüye alışkınım. |
| She isn't used to working at night. | Geceleri çalışmaya alışkın değil. |
| Are you used to the cold? | Soğuğa alışkın mısınız? |
| At first we weren't used to driving on the left. | Başta soldan araba sürmeye alışkın değildik. |
be used to'dan sonra neden -ing gelir. Buradaki to, to go'daki gibi fiilin önüne gelen to değil, bir edattır: interested in'deki in (B1 #26) ya da apologise for'daki for (B1 #16) gibi. Edattan sonra fiil -ing biçimine girer. Türkçede de aynısı olur: “kalkmaya alışkınım” — fiil “-me” ile isim olur ve “-e” yönelme ekini alır; İngilizcede to “-e”nin, -ing “-me”nin işini görür. Sınama: fiilin yerine bir isim konabiliyorsa — I'm used to the cold —, to edattır ve ondan sonraki fiil I'm used to working olur.
get used to — “alışmak”. Bu bir süreçtir: alışılmadıktı, alışılır hâle geliyor. get her fiil gibi zamana göre değişir:
| I'm getting used to it. | Alışıyorum. |
| You'll get used to it. | Alışırsın. |
| I've got used to the new job. | Yeni işe alıştım (artık). |
| It took me a year to get used to the climate. | İklime alışmam bir yılımı aldı. |
| I can't get used to driving on the left. | Soldan araba sürmeye bir türlü alışamıyorum. |
I've got used to it ile I'm used to it neredeyse aynıdır: birincisi alışılmadık olandan alışılmış olana giden yolu geçtiğinizi, ikincisi şu anki durumu söyler.
Bir saniyede nasıl ayırt edilir. used'dan önceki kelimeye bakın:
- önünde hiçbir şey yoksa (I used to) — bu geçmiştir, ardından fiilin yalın hâli gelir;
- önünde be varsa (I'm used to, She was used to) — “alışkın”, ardından -ing;
- önünde get varsa (I'm getting used to, You'll get used to) — “alışmak”, ardından -ing.
Karşılaştırın:
| I used to live alone. | Eskiden yalnız yaşardım (artık değil). |
| I'm used to living alone. | Yalnız yaşamaya alışkınım, bana normal geliyor. |
| I'm getting used to living alone. | Yalnız yaşamaya alışıyorum. |
Tekrarlanan geçmiş için would. Geçmişi anlatırken used to yerine would + fiil de denebilir — tekrarlanan eylemler için: Every summer we would go to my grandparents'. My grandfather would take us fishing. — “Her yaz dedemlere giderdik. Dedem bizi balığa götürürdü”. Kısaltması 'd'dir: We'd swim in the river every day. Anlatım genellikle used to ile ya da bir zaman ifadesiyle açılır (When I was a child…, Every summer…), sonra would ile devam eder: bir anı böyle duyulur.
would'un iki sınırı vardır:
- yalnızca eylemler, durumlar değil. be, have, live, like, know fiilleriyle yalnızca used to olur: I used to have a dog, ama ✗ I would have a dog değil. Bu sonuncusu “bir köpeğim olurdu” demektir — ikinci tip koşul (B1 #8);
- geçmiş bağlamı gerekir. Bağlam olmadan I would go to the cinema “sinemaya giderdim (fırsat olsa)” diye anlaşılır.
| used to | would | |
|---|---|---|
| tekrarlanan eylemler | ✓ We used to play outside. | ✓ We would play outside. |
| durumlar | ✓ I used to live in a village. | ✗ |
| tek bir olay | ✗ | ✗ — Past Simple gerekir: We moved in 2019. |
Türkçe ipuçları. “Eskiden …-erdi (artık değil)” — used to ya da would. Ama Türkçede “-erdi” durum fiilleriyle de rahatça kullanılır (“köyde yaşardık”, “kahve sevmezdim”); İngilizcede bunlar yalnızca used to alır. “Alışkınım”, “bana normal geliyor” — be used to. “Sonunda alıştım” anlamında “alıştım” — have got used to. “Alışıyorum”, “alışacaksın”, “alışamıyorum” — get used to.
Başka örnekler:
| We used to go camping every summer. | Eskiden her yaz kampa giderdik. |
| There used to be a bakery on this corner. | Eskiden bu köşede bir fırın vardı. |
| I'm not used to eating so late. | Bu kadar geç yemek yemeye alışkın değilim. |
| Don't worry — you'll soon get used to the new system. | Merak etmeyin, yeni sisteme yakında alışırsınız. |
| On Sundays my dad would make pancakes. | Pazar günleri babam krep yapardı. |
Böyle söylenmez. ✗ I got used to get up early → ✓ I got used to getting up early. be used to'dan sonra olduğu gibi get used to'dan sonra da -ing gelir.
Kendinizi sınayın. Biçimi koyun: I used to ___ (drive) ve I'm used to ___ (drive). “Alışırsın” nasıl söylenir? When I was a child, I would have a cat denebilir mi?
cevapları göster
Türkçe konuşanların hataları
diliniz için yazıldı“Kalkmaya” → to get up
✗ I'm used to get up early
✓ I'm used to getting up early
Fiil “gitmek — to go” diye öğrenildiği için “kalkmaya alışkınım” kolayca used to get up olur. Ama burada to edattır ve ardından -ing gelir — tıpkı Türkçede “-mek”in değil, “-meye”nin gelmesi gibi.
“Alıştım” → I used to it
✗ I used to the noise → ✓ I'm used to the noise ya da I've got used to the noise; ✗ I used to getting up early → ✓ I'm used to getting up early. “Alıştım” geçmiş zamandadır ama bugünkü durumu söyler, used da geçmiş gibi görünür — ve be düşer. be olmadan used to yalnızca “eskiden … -erdi”dir.
Bugün için use to
✗ I use to drink coffee in the morning
✓ I usually drink coffee in the morning
used to “alışkanlık” kelimesiyle eşleştirildiği için bugünkü alışkanlık da onunla söylenmeye çalışılır (A2 #28). Böyle bir biçim yoktur: bugün için usually.
Durum için would
✗ When I was a child, we would live in a village
✓ we used to live in a village
Türkçede “köyde yaşardık”, “kahve sevmezdim” doğaldır ve “-erdi” would olarak çevrilir; would ise yalnızca eylemlerle olur.
Telaffuz
4 dkused to ile be used to aynı duyulur — /ˈjuːstə/: ötümsüz /s/, /d/ yok, to — zayıf /tə/. Kulakla yalnızca önlerinde ve arkalarında ne olduğundan ayırt edilirler:
| I used to work there. | /aɪ ˈjuːstə ˈwɜːk/ — ardından fiilin yalın hâli |
| I'm used to working there. | /aɪm ˈjuːstə ˈwɜːkɪŋ/ — used'dan önce 'm, sonra -ing |
Başka anlamdaki used farklı okunur. use — “kullanmak” — fiilinin geçmiş zamanı ötümlü /z/ ve /d/ ile söylenir: I used a knife /aɪ juːzd ə ˈnaɪf/. used to'da ise ötümsüz /s/ ve /t/ vardır: /juːst/. “Yuzd tu” derseniz “… için kullandı” gibi bir şey çıkar.
Anlatımda would neredeyse duyulmaz: we'd go /wiːd ˈɡəʊ/, he'd take /hiːd ˈteɪk/ — would'dan geriye kısa bir /d/ kalır. Vurgu anlam taşıyan fiildedir.
Metin
5 dkI grew up on a farm in Wales. When I was a child, I used to get up at six to help my dad with the animals. In winter it was still dark, and my brother and I would walk to the school bus with torches. We didn't use to have the internet at home, so in the evenings we'd read or play cards.
A few years ago I moved to London for work, and it was a shock. I wasn't used to the noise, the crowds or the prices. For the first few months I couldn't sleep because of the traffic outside my window. But you get used to everything. Now I'm used to the noise — I hardly hear it any more. I'm used to taking the Tube, and I've even got used to paying four pounds for a coffee.
The one thing I'm still getting used to is my tiny flat. I used to have a whole house and a garden; now I have one room and a window box with three plants in it. My mum says I'll get used to it. Maybe. But every time I go home, I spend the whole weekend outside.
Alıştırmalar
32 dk1. used to, be used to ya da get used to koyun
- I live in a small village, but now I live in the city
- Don't worry about the cold. You'll it
- She's a nurse, so she working at night
- We have a dog when I was a child
- I'm still my new glasses
- It took me a long time to driving on the left
- He spicy food, so he found the curry far too hot
- There be a bank here, but it closed
Cevapları göster
2. Parantezi açın:
- I used to (play) the piano
- I'm not used to (wear) a suit
- Have you got used to (live) on your own?
- Every summer we would (spend) two weeks by the sea
- She'll soon get used to (work) in a team
- My father didn't use to (cook), but now he loves it
Cevapları göster
3. Parantezdeki yapıyla yeniden yazın.
- Getting up early isn't a problem for me. (be used to)
- I smoked when I was younger, but I stopped. (used to)
- Driving on the left is getting easier for me. (get used to)
- At first the noise was strange for her. (not / be used to)
- Every Sunday my grandfather took us to the park. (would)
- Is this weather normal for you? (be used to, soru)
- There was a cinema here, but it closed. (used to)
Cevapları göster
4. Hata bulma.
- I'm used to get up at six.
- I used to working from home, but now I go to the office.
- I use to drink tea in the morning.
- When I was a child, I would have a bike.
- She can't get used to live alone.
- Did you used to play football?
Cevapları göster
5. İngilizceye çevirin.
1) Eskiden bir bankada çalışırdım. 2) Gürültüye alışkınım. 3) Yeni işine alışacaksın. 4) Erken kalkmaya bir türlü alışamıyorum. 5) Eskiden burada bir park vardı.
Cevapları göster
6. Tam cümlelerle cevap verin
— kendinizden söz ederek. Aşağıdaki cevaplar örnektir. 1) What did you use to do as a child that you don't do now? 2) What are you used to now that was difficult at first? 3) What are you still getting used to?
Cevapları göster
Özet
Bu derste işlenenler
- used to ile be used to ve get used to farkı
- used'dan önceki kelimeyle sınama
- edat olan to'dan sonra -ing
- tekrarlanan eylemler için would ve sınırları
- /juːst/ ile /juːzd/ telaffuzu
Sırada 34. ders: konuşma dilindeki İngilizce.
Temel dersin sonu
Alıştırmalar tamamlandığında ders bitmiş sayılır. Bundan sonrası isteğe bağlıdır.
isteğe bağlı
Kart destesine kelimeler
14 kelime- be used to /bi ˈjuːstə/ (bir şeye) alışkın olmak
- get used to /ˌɡet ˈjuːstə/ alışmak
- farm /fɑːm/ çiftlik
- torch /tɔːtʃ/ el feneri
- crowd /kraʊd/ kalabalık
- shock /ʃɒk/ şok, sarsıntı
- the Tube /ðə ˈtjuːb/ Londra metrosu
- tiny /ˈtaɪni/ minicik, ufacık
- window box /ˈwɪndəʊ bɒks/ pencere önü çiçekliği
- climate /ˈklaɪmət/ iklim
- spicy /ˈspaɪsi/ acı, baharatlı (yemek)
- pancake /ˈpænkeɪk/ krep, pankek
- go camping /ˌɡəʊ ˈkæmpɪŋ/ kampa gitmek
- bakery /ˈbeɪkəri/ ekmek fırını, fırın
Yazma
Taşınmanın, yeni bir işin ya da okulun ardından hayatınızın nasıl değiştiği hakkında beş altı cümle: eskiden ne vardı, neye alıştınız, neye hâlâ alışıyorsunuz.
Örnek
When I was a student, I used to sleep until eleven. I would stay up late and work at night. Then I got a job in an office, and at first I wasn't used to getting up at seven. Now I'm used to it, and I even like the quiet mornings. I'm still getting used to wearing a suit, though.
Kontrol listesi
Bu dersi diğer bölümlerde çalışın
Bir özellik fikrin var mı?
⚑ isteğe bağlı